2000’li yılların başından itibaren Türk sineması, sadece teknik bir dönüşüm değil, buna ek olarak köklü bir zihniyet değişimiyle de karşı karşıya kaldı. Küresel anlatıların yerel dokularla harmanlandığı bu yeni dönemde, "milli" olanın yeniden tanımlanması ve beyaz perdede vücut bulması, sinemamızın ana izleklerinden biri haline geldi. Bu eser, milenyum sonrası Türk sinemasının kendi öz kaynaklarına yönelişini, toplumsal hafızayı tazeleme çabalarını ve yerli kimlik inşasını derinlemesine bir pers ...