Ahmet, kendiyle konuşuyor. Kopan terlikler, damlayan banyolar, saat sesleri gibi gündelik yaşamın küçük kıyametleri içinde yapamadıkları, yapılmayanlar, keşke olsaydılar sarıyor gününü, gecesini. Denmeyen bir ‘merhaba’dan yola çıkıyor, devamını getiriyor. O ‘merhaba’ bir gelseydi, neler neler gelirdi devamında. Aklı da yüreği de hep devamında… Söylenmemiş ve olmamışlıklar… İçeride çağlayan nehirlerden dışarıya sıçrayan sadece bir su damlası. Ahmet, aslında günümüzün ortalama bir şehir insanı. B ...