Bu çalışma, insanlık tarihinin en eski ve en karmaşık yaratıcı eylemlerinden biri olan sanatın bir yandan estetik birhaz nesnesi ve bir yetenek ürünü diğer yandan dünyanın eksikliğine karşı verilmiş ontolojik bir yanıt ve toplumsal bir başkaldırı alanı olarak ele almayı amaçlamaktadır. Kitabın yazılmasındaki asıl amacımız toplumun, sanat ve edebiyatın, insan ve teknoloji ilişkisinin köklü değişimlere uğradığı ve “post-truth” (algı çağı) diye adlandırdığımız bir çağda, insan-düşünce, insan-sanat, ...