Bir bebek ağlamasıyla başlar bu hikâye. Sonra bir kadının iç sesine dönüşür. Zamanla, hayatın
içinde yürürken kendini unutmak zorunda kalan herkesin sessiz yankısı olur.
Altın Halka, tek bir hayata ait değildir. Bir bedenden geçer, bir ruhta durur, sonra başka bir
kadının kalbine dokunur. Taşınan acılar, söylenmeyen yaslar, kuşaktan kuşağa aktarılan
yaralar… Ve onların içinden sızan, karanlığı inkâr etmeden var olan kadim bir ışık.
Bu hikâye karanlıktan kaçmaz; onu taşır ...