“Az önce sen şiir okurken yüzünde beni hislendiren bir şey bulur gibi oldum,” diyorum, “kadim bir şeydi. Sonra dağıldı gitti.”
Bu sözümden sonra dudağının kenarında hafif bir gülümseme beliriyor. Şaşırmış gibi değil. Bakışları doğrudan gözlerimin içine yöneliyor.
“Seni ezelde bir yerlerde çok sevmiş olmalıyım,” diyor.
Üstümüzdeki ağaçtan bir çınar meyvesi aniden masaya düşüyor. Aynı anda, hayretle, çocuk gibi kahkaha atıyoruz.