Kitap boyunca, hikayelerin dijital ortamlarda nasıl çoğaldığı, sosyal medya kullanıcılarının bu anlatıların birer parçası hâline nasıl geldiği ve her bir paylaşımın bir başka hikâyeyi nasıl doğurduğu tartışılmaktadır. Bu süreçte, sözlü kültürden dijital kültüre uzanan insanlık tarihinin en köklü eylemi olan anlatının biçim değiştirse de özünü koruduğu görülmektedir. Walter Ong’un sözlü kültür yaklaşımlarından Henry Jenkins’in transmedya hikayeciliği kavramına kadar uzanan teorik çerçeve, kitabın ...