“Annelik doğum (ya da sahiplenme) anında kadına ‘yüklenen’ bir program, bir içgüdü ya da ‘kutsal bir görev’ değil bebek/çocukla kurulan özgün ilişki içinde gelişen dönüştürücü bir süreç, bir deneyim, sürekli bir olma, oluşma hali. Tam da öteki olmayan bir ötekinin senden bir başka sen, benden bir başka ben– bir anne-ben çıkarması durumu. Bu oluş hali elbette çatışmalı, çarpışmalı bir hal.
Sürekli bir ihtiyaç halinde olan, eski varoluşu, eski ben’i sürekli kesintiye uğratan, çözen, par ...