Bu kitap, aynı insanın iki ayrı dilini karşı karşıya getiriyor: Jung, iç dünyayı “sembollerle konuşan” bir derinlik olarak okurken; Skinner, davranışı görünür neden–sonuç zincirleriyle açıklıyor. Bir masa etrafında buluşan bu iki zihin, okuru rahat cevapların güvenliğine değil, soruların keskinliğine davet ediyor: Bizi asıl yöneten şey bilinçdışı arketipler mi, yoksa pekiştirmelerle şekillenen alışkanlıklarımız mı?
Rüyalarımızın dili mi daha gerçek, yoksa günlük seçimlerimizi belirleyen kü ...