Maurice Leblanc, Arsen Lüpen’i yaratırken onu klasik dedektif kalıplarının bilinçli biçimde dışına yerleştirir. Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes’u bilmeceleri çözme tutkusuyla hareket eden bir aklın simgesiyken, Lüpen çoğu zaman nedenini bile tam olarak bilmediği olayların içine sürüklenir ve bu karmaşadan onurunu koruyarak çıkmak zorundadır. O da gerçeğin peşindedir fakat Lüpen için gerçek, açıklanması gereken bir sonuçtan çok, elde tutulması gereken bir kazançtır. Leblanc bu karşıtlık üze ...