Aşk, yalnızca iki insan arasındaki bir duygu değil; insanın düzenle kurduğu ilişkinin sınırında başlayan bir yeniden yapılanmadır. Hayatın planlı, kontrollü ve “işlevsel” akışı içinde var olmaya çalışan birey, bir noktada anlamın yalnızca düzenle üretilemeyeceğini fark eder. İşte aşk tam bu eşiğin kıyısında belirir. Bu çalışma, romantik aşkı ne romantize eder ne de bir patolojiye indirger. Nörobilimden psikolojiye, tarihten felsefeye uzanan disiplinlerarası bir çerçevede aşkın biyolojik temeller ...