Lacivert gecenin koynunda parlayan cesur yıldızlar, beyaz ışık halelerini giyinmiş dolunayın etrafında inci gibi çizilmişlerdi. Kafamı Anıl’ın omzuna yaslayıp berrak gökyüzünün tasasız rengine daldım. Araya gizlenen kara bulutları bilerek görmezden geliyordum; arkamdaki vücudun sıcaklığı beni olağan olumsuz etkilerden sakınıyordu âdeta.
Kalbimin etrafını kuşatan kirin ve bataklığın ortasında açan nilüfer çiçeği gibi temiz ve mucizeviydi. Taç yapraklarına değen tozu, kiri tutmazdı. Peki ya ...