Gözün gördüğü dünya, meselenin bütünü değildir. Duvar sandığın şey çoğu zaman bir sınır değil, algının alışkanlığıdır. Düşüncen dışarı taşar, arzun dışarı taşar, korkun dışarı taşar; sevgi de öfke de görünmeyen bir çevreye biçim verir.
İşte bu çevrenin adı astral alandır — gökte asılı bir masal diyarı değil, bu dünyanın içine geçmiş, başka kurallarla işleyen bir katman.
Leadbeater 1895’te teosofik araştırmaların en berrak metnini yazarken iki uçtan da uzak durdu: ne korku tüccarlarının ...