Aynaların içi insanlarla dolu. Görünmez insanlar bizi görür. Unutulmuşlar bizi hatırlar. Biz aslında onları görürüz görürken kendimizi. Peki, biz gidince, onlarda mı gider? Eduardo Galeano’nun bu sorusu öykü kitabımı oluştururken hep aklımdaydı. Anılar, hafıza, bellek, kent bellek konularında yazdığım için yaşananlara ayna tutuyorum genelde. Bu kitabımda daha çok İstanbul bellekleri var, sarnıçlar, Bizans saray kalıntıları, unutulmuş metruk evler, eski hanlar, geçmiş zaman müzisyenleri, Kösem Su ...