Kalabalıkların içinde yapayalnız sanıyordun kendini. Ben gibi düşünen, benim gibi biri dedin; üstelik senin düşüncelerini kaleme alıyordu. ‘Az’dın ama birkaç kişi oluverdin işte. Sen düşündükçe o tercüman oldu hislerine, yazdı; o yazdıkça sen gibiler çok oldu etrafında, çoğul hissettin ve bir baktın biz olduk. “Aida’ya, sen iç ses mühendisisin, demiştim. Şimdi ilk kitabı çıkıyor. İddialıyım; Aida az da olsak, çok da olsak bizim iç sesimiz. Bu, edebiyat dünyasına geç bir giriştir ama iyi giriştir ...