EVELALLAH, EYVALLAH
feryadım bir deli rüzgâr gibiydi
düştüyse de “yar”larına gâvurdağı’nın
yüreğim yanmadan önce...
eserdi daim boranı cümle yörenin
baraklar bozlaklar çığırırdık
bir orkestra gibi çağlardık
operalar gibi gürlerdik gürül gürül
isyan ederdik hoyratlarla, deyişlerle, nefeslerle
gül atanımız da olurdu, yas tutanımız da
sinsi sinsi vuranımız da pusularda
diz çökmedik; fermanlara, fetvalara
evelallah, eyvallah
...