Ege, Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı, yazara göre ilk olarak “vahşi” sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış; bu yıkım süreci, Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir. Yazar, Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır. Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk’ün ölümü karşısında sergilediği tavır, insani bir merhamet duygusundan, etik bir değerlendirme ça ...