Anadolu’nun ortasında kıraç bir köy…
Bozkırın sarı sessizliğinde, kerpiç duvarların gölgesinde, çorak toprağın kundağına
sarılmış bir bebek: Nazmi.
1943 yılının yoksul bir Mart sabahında dünyaya gözlerini açtığında, kader çoktan
onun için ağır bir defter hazırlamıştır. Annesi, bir ihmalin bedelini bacağını
kaybederek öder; babası suskunluğu ve sertliğiyle evin içinde bir gölge gibi dolaşır.
Yoksulluk, eksiklik, erken büyümek zorunda kalmak… Nazmi çocukluğunu yaşamaz ...