Bu kitap, insanın kendi karanlığını yenmek için içinden geçirdiği sessiz
fırtınaların destanıdır.
Mesut Yüksel, kelimeleri birer yara izi gibi işler; sonra o izlerden bir ışık
yükseltir.
Her şiir, acıyla yoğrulmuş bir yeniden doğuşun, ruhun küllerden doğrulmasının
hikâyesidir.
Sayfalar bittiğinde okuyanın kalbinde tek bir cümle çınlar:
“İşte… tam da benim içimdeki ses bu.”