Demir’in üç kurşunla öldürülmüş olduğunu, her sabah okuduğu gazetenin birinci sayfasında görünce müthiş irkildi. Halbuki o bunu biliyordu. Demir ölmüştü. Demir öldürülmüştü. Üç kurşunla. Mini mini üç kurşunla. Tabancanın karşısında yüzünün almış olduğu o çaresiz ifadeyi gözlerinin önünden silemiyordu. Gözlerindeki o uçsuz bucaksız korku ne müthişti. Tabancaya doğru kollarını uzatmıştı, avuçlarını açmıştı, sanki onlar kurşuna karşı bir kalkan olabilirmiş gibi. Demir, o kadar azametli, o kadar kib ...