"Sessizlikle büyüyen bir şeyler kök salıyordu ruhunda. Adını koyamadığı, anlamlandıramadığı ama bir şekilde ortaya çıkmasına izin vermek zorunda olduğunu içten içe bildiği bir şeyler..."
Mete, her sabah yıkımı hayal ederek uyanıyor. Elli metrekarelik derme çatma dairesinde İstanbul'u lanetliyor. Geceleri şehrin gri duvarlarını resimlerle süslüyor, gündüzleri ise sistemin labirentlerinde motor sürüyor. Her an infilak etmeye hazır, dizginsiz bir öfkeyle dolu. Derken bir gün boşluğun çağ ...