Bir şehir...
Asırların önünde dimdik duran surlar, sönmeyen hayaller ve yarım kalmış seferler...
Konstantiniyye, yalnızca taş ve kapılardan ibaret değildi;
hükümdarların ihtirasını, milletlerin kaderini ve çağların yönünü belirleyen bir düğüm noktasıydı.
Nice ordu onun önünde durmuş, nice kumandan geri dönmüştü.
Bu kez ise kapı, kılıçların gücüyle değil, bir zihnin derinliğinde aralanmaya başlar.
Hocalarının ilmiyle yetişmiş, sabrı akılla yoğurmuş, inancı tedbirle d ...