“Şimdi, hemen şimdi pencereyi aç. Bırak, yağmur yüzünü ıslatsın, damlaları hisset. Ellerini pencerenin pervazına koy, parmakların ıslansın. Serinliğin seni titretmesine izin ver. Ardı ardınca saçların, alnın, yüzün ve geceliğin ıslansın. İzin ver, damlaların dokunduğu yerlerin üşüsün biraz. Geceliğin tül gibi incelsin. İzin ver, gül goncaların tomurcuklarından çatlasın. Var mısın, birlikte ıslanalım bu gece. Şu gürül gürül yağan yağmura sarılalım.”