Yaya geçitlerinde inip kalkan bariyerlerin çan çan sesini duyduğumda demiryoluna koşar, beklerdim. Önce lokomotif uzaktan görünürdü, görkemini artıran dumanıyla. Önümden geçerken buhar makinesinin “çufçuf”una, tekerlerin ritmik “takatak”ına eşlik eden nağmeli bir düdük çalardı. Bu müzik eşliğinde art arda beliren vagonlardaki tanımadığımız ve bir daha hiç görmeyeceğimiz yolcularla el sallaşırdık. Bu, karşılık beklemeden verilen bir sıcaklıktı.
Vagonların yanlarındaki tabelaları okur, o insa ...