"Ateş söndüğünde, külün ne hissettiğini kimse sormaz."
Demir, bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur. Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta, kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır. Onun için suçluluk, bedeni içten içe çürüten, mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır.
İstanbul’un steril plazalarından kaçıp Galata’nın rutubetli karanlıklarına inen Demir, insan olmanın getirdiği o yumuşak, esnek ve acı vere ...