İstanbul’un taşı toprağı altın denir. Sülün Osman o taşı toprağı, üstüne bir de Galata Kulesi’ni ve Boğaz Köprüsü’nü satmayı başarmıştı. Ancak bütün bunları satarken aslında uyanık geçinenlerin kibrini pazarlıyordu.
Torunu Erdenur Sülün’ün kaleminden çıkan bu kitap, bir “dolandırıcının” itirafları değil; bir devrin, bir şehrin ve imkânsız bir aşkın hikâyesi. İntikamın sıcaklığıyla aşılan yolların, cezaevi duvarlarında yankılanan “alın teri” konferanslarının ve midye tezgâhında son bulan gör ...