Modern dünya, “durmak için koşmak zorunda olduğumuz” paradoksal bir hızın esiri mi? Batı dünyası; ekonomik büyümeyi, teknolojik ilerlemeyi ve kurumsal sürdürülebilirliği birer “ivmesel durağanlık” içinde mi yaşıyor? Çağdaş sosyal teorinin en önemli isimlerinden Hartmut Rosa, bu eserinde modernitenin en büyük krizini teşhis ediyor: Dünyanın “sessizleşmesi”. Rosa’ya göre bizler, yapılacaklar listeleri ve performans baskıları altında dünyayla “saldırgan bir ilişki” kurarken aslında en temel varoluş ...