1917 yılının Mayıs ayı başlarında, on iki yıldır özgürlük mücadelesine derinden ilgi duyduğum bir ülkeyi, özgürlüğüne kavuştuğu o günlerde yeniden görmek için hevesle Rusya’ya gittim. İnançla bir sosyalist olarak, devrime gönülden sempati duyarak yola çıkmıştım. 1905–1906 ayaklanmasının başarısızlığa uğramasından sonra hapis ve sürgün acısını çekmiş cesur kadın ve erkeklerden bazılarını şahsen tanıyordum. Rusya’dan ise çok net bir kanaatle geri döndüm: Dünya, ortaklaşa bir “altın çağ” kurmadan y ...