Dinler, toplumsal gerçekliğin bir ürünü oldukları gibi bu toplumsal gerçeklikle durmaksızın karşılıklı bir ilişki halindedirler. İnsanlık tarihindeki çok çeşitli inanış biçimlerini, bu inanışların ibadet ve ritüellerini saymaktan çok daha önemli olan konu, bu inanış biçimlerinin toplumsal-ekonomik ve sınıfsal gerçeklikle karşılıklı ilişki içinde incelenmesidir. Böyle bir yöntem, bizim çalışmamızı akademik yazın içindeki çok sayıda dinler tarihi eserinden yöntem olarak ayıracaktır. Kitabımıza özg ...