Kuşku artık karanlıktan doğmuyor; aşırı ışıktan doğuyor. Her şeyin görünür, ölçülebilir, söylenebilir olduğu bir çağda insan, başkasından önce kendine yabancılaşıyor.
Mahremiyetin yerini teşhir, sessizliğin yerini enformasyon yığını, derinliğin yerini yüzeysellik aldıkça, kişi saydamlaşıyor. Saydamlaşan kişi, bir süre sonra kendine de güvenemiyor.
Bu sayıda kuşku, klasik anlamıyla bir belirsizlik hâli değil yalnızca. Daha çok, fazlasıyla açığa çıkmış bir dünyanın içinde, içten iç ...