"Zaman, en sonunda şehvetin ensesinden tutacaktı. Kusursuzluk dediğimiz şeyin, sahtekârlıklarla örüldüğü ve iğreti yalanlarla örtüldüğü ortaya çıktığında çok geç olacaktı. Birliktelikler, kırık bavullarda taşınmış, anı-larla değil, yüklerle var olmuştu. Coğrafi sentezler, çürümüş fikirlerin rahminde şekilleniyor; zorba bir halk, henüz doğmadan tescillenmiş bir zulmün habercisi oluyordu. Ama daha önceden, çok daha önceden, zorbala-rın tohumu atılmıştı hanedan sahiplerince. Doğrular, yüzyıllardır ...