Aşkın közünde pişmiş, köpüğü kaçmamış bir fincan kahve bu dünya. Ama insan çocukluğundaki pürüzsüz kalbini kırık dökük bulur şöyle bir
bakınca. O dupduru cildi buruşur ve saçları beyaza teslim olur. Sevdikleri birer birer göç ederken kahve soğur, köpük kaçar, tat gider. Ama aşkın alevi bütün hararetiyle yanmaya devam eder. Bütün bu istekler, seçimler bir divanda durup açıklanacağı günü beklerler.
O zaman, neyi seçeceğine çok önem vermeli insan.
Önem verdiği “bu benim hayatım” dedi ...