Yedinci günün sonunda Ulu Ruhlar yorulmuş, her şey durulmuştu. Kıtalar bölünmüş, kıtalar yutulmuştu. Karalar su üstüne taşınmış, karalar gömülmüştü.
Koca su kütlelerinin içinden bir mızrak gibi yükselmişti dağlar gökyüzüne ve bir mızrak gibi yerin altına inen oyuklar oluşmuştu her yanda. Nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bu dağların enginliğini görmek de bu oyukların derinine varmak da mümkün değildi artık.
Bir yan yeşile boğulurken, diğer yan çürümüştü. Bir yan kor alevler ...