Bu çalışma, 2000 sonrası Türkiye tiyatrosunda sanatçıların “doğruları gösterme” ve “mesaj aktarma”
kaygılarının kökenlerini araştırarak, sahne sanatlarını biçimlendiren yapısal dinamikleri Jacques Rancière’in
“sanat rejimleri” kavramı üzerinden tartışıyor.
Son dönem bağımsız tiyatroların ve yazarların estetik pratikleri ile Erken Cumhuriyet döneminin “halkı
aydınlatma” misyonu arasında kurulan süreklilikle, sahneyi bir söylem/vaaz alanı, sanatı ise toplumsal
mühendisliği ...