Bazı hikâyeler bu dünyada başlamaz.
Bazı bağlar, doğmadan kurulur.
Burak, insan zihnini anlamaya çalışan bir psikiyatristtir.
Ama bu kez karşısındaki açıklayabileceği bir şey değildir.
Gördüğü bir yüz.
Duyduğu bir ses.
Tanıdık ama yabancı.
Füsun.
Ne tam vardı ne de yok.
Gerçek ile hatırlanan, bilinç ile bilinmeyen arasındaki sınır
inceldikçe, Burak kendi zihninin içinde bir yolculuğa sürüklenir.
Çünkü deneyimlenmiş gerçekler öğrenilmez, hatırlanır.