Çok düşünmeni onaylamayan, güvenli bölge olarak görmeyen bir his ya da ses var mı içinde?
Düşünmeye başladığında odağın o konuda sabit olarak kalıyor mu?
Kimler kalbinin sesinin peşinden giderler?
Düşünüp aklını kullananlara önce cehennem sonra cennet, düşünemeyenlere hep cennet olan bir dünya mı burası?
Bu dünyaya alışamayanlar neden yalnızlar?
Var mısın, yok musun? Her şey misin, hiç misin?
İçsel ve dışsal tepkileri hem çokluktan hem teklikten bakış felsefeleriyle ...