Çaylak fırtınası çıkmıştı besbelli. Çaylaklar geliyordu işte bağıra çağıra. Havada uyuya uyuya. Öyle uyusaydı Muzaffer de. Fırtınanın kollarına bıraksaydı kendini de, uyusaydı dört zaman. Sonra uyansaydı bir de baksaydı ki Sara’sı yanı başında. Rüzgârdan dağılmış saçlarını düzeltseydi kar beyazı elleriyle. O zaman görseydi minicik elinden tuttuğu Lilit’ini getirdiğini. “Çaylaklara bindik de geldik, fırtına getirdi bizi” deseydi.
“İmreler eşlik etti, korudu her melanetten, gözlerimizi bir ka ...