Bir mektup yazmam gerekiyordu. Ama ne için olduğunu hatırlayamıyordum.
Bazen bir kelime, bir yüz, bir sokak lambasının ışığı... işte o an, kaybettiğin her şey geri gelir. Ama geri gelen, gerçek midir. Yoksa zihninin sana oynadığı bir oyun mu?
Orhan bey, sıradan bir sabah uyanır. Masasında bomboş bir kağıt, içinde tarifsiz bir boşluk. Ne yazacağını, kime yazacağını, neden yazması gerektiğini bilmez. Ama bir şeyi çok iyi bilir: Bu mektubu yazmak zorundadır.
Kurum ...