Platon’un mağarasını hatırlayın…
Ama bu kes onu bir felsefe kitaplarının sayfalarında değil, şehrin kenar mahallelerinden
birinde, loş bir kahvenin içine yerleştirin. Kapıdan içeri girer girmez yüzünüze çarpan ağır
tütün kokusunu, duvarlara sinmiş yılların yorgunluğunu, sararmış gazete kupürlerinin sessiz
tanıklığını düşünün. Dışarıda hayat akarken, içeride zaman sanki başka türlü ilerler; yavaş,
donuk ve kendi içine kapalı…