MECİ manifestosunun ışığında şekillenen bu eser, hak kavramını yalnızca insan merkezli değil, doğanın ve tüm canlıların yaşam alanlarını kapsayan bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyor. Ekolojik yıkımlardan kentlerin betonlaşmasına, kadın mücadelesinden çocuk haklarına kadar uzanan geniş bir yelpazede, sömürü düzenine karşı onurlu ve eşit bir yaşam talebini yükseltiyor. Kazdağları’ndan Cankurtaran’a, derelerden meydanlara yankılanan bu ses; dünyayı yalnızca kâr aracı olarak gören zihniyete karşı ...