Gaz lambasının ölgünlüğü gecenin karanlığını zorluyordu ama tümden loşluğu kovmuyordu. Lamba, asılı olduğu duvarın asık suratını yere düşürüyordu. Loşluk dört duvar arasına sıkışıp kalıyordu, perdeye yapışıyordu, sobanın arkasına kaçıyordu. Kapı açıldığında gelenin yüzüne dikkatlice bakılıyordu, ancak burnumuzun dibine geldiğinde anlıyorduk kim olduğunu. Dışarıdan gelen her kimse, aileden biri sayılıyordu. Misafir kendi yerini buluyordu. Odun sobasının üzerinde demlenen çay, tepsideki bardaklara ...