Modern çağ, insanı çoğu zaman işlevlerine, ürettiklerine ve sabit kimliklerine indirger; rutinlerin, istatistiklerin ve bürokratik yapıların içinde kaybolan bireyi kendi varoluşuna yabancılaştırır. Fransız varoluşçuluğunun en özgün seslerinden Gabriel Marcel, Homo Viator ile bu indirgemeci ve mekanik insan imgesine karşı sarsıcı bir itiraz yükseltiyor.
Marcel’e göre insan, tamamlanmış ve sınırları çizilmiş bir varlık değil, bitimsizce "yolda olan" bir varlıktır. Varoluş ise bir sahip olma y ...