O’nun yaşadıklarını bilmek ağır bir yük. Ancak biz geride kalanlara, girdiği insanlık sınavından yüzakı ile çıkmanın ve bir “vazgeçmeyen” olmanın anahtarını miras bırakması, bu yükün kıymetini kavramamızı sağlıyor.
O şimdi bir destan. Gıpta ile bakılan. Aşkla özlenen. Genç bir ömre, dağ gibi bir onuru sığdıran. “Aşk olsun çocuk sana aşk olsun” şiirindeki gibi sevgiyle saygıyla anılan.
O’na ayırdığımız gönül köşkümüzdeki yerinde asla eskimeyen sızısı, geçmeyen acımızla birlikte yaşarız ...