Gözümüzün seçtiği yanılsama mı gerçek, yoksa karanlıkta sükûtla örülen içsel hakikat mi?"
Bir gün Arapkir Ulu Camii'nin taşları konuşmaya başlar. Konuşan taşlar değildir aslında; asırlardır unutulan hikmettir.
Heratlı Hâce Abdullah el-Ensârî'nin sesi, modern dünyanın gürültüsü içinde kaybolmuş kalplere yeniden ulaşır. O andan itibaren bu eser, sıradan bir gezi kitabı olmaktan çıkar; Arapkir'den Divriği'ye, Onar Köyü'nden Karaman’a, Selanik’ten Ünye’ye, düşten gerçeğe uzanan, her durakt ...