“Edebiyat, yerleşik olanın konforunu bozduğunda, yasaklanmış ya da unutulmuş olanın eşiğinden içeri girdiğinde dönüştürücü/yıkıcı gücüne kavuşur. Günümüz romanı son yıllarda kolektif hafızanın, bedensel bütünlüğün ve ontolojik kategorilerin sınırlarını zorlayan deneyimlere daha çok alan açıyor. Kapanmış gibi görünen meseleleri yeniden deşen, üzeri örtülen hafızanın bir dip dalgası gibi yüzeye vurduğu ve resmi tarihin monoloğunu çoksesli bir itirazla bölen bu metinler, okuru kısmen konforsuz bir ...