Her şey zıddıyla yaşanmaktaydı. Her şey zıddıyla bir, zıddıyla bütün, zıddıyla anlamlıydı.
Peki, ‘zıtlık’ neydi? Dualite… Hayatı iyiyle kötü, güzel ile çirkin, yaşam ile ölüm, gece ile gündüz, karanlık ile aydınlık, rüya ile gerçek diye ayırt ederek anlamıyor muyduk? Oysaki bir yerlerde ne kadar iyiysen o kadar da ‘kötü’ var olmak zorundaydı. Evrenin düzeni böyleydi… Denge için… İlahi sistem için…
Hepimiz anlamaya çalıştığımız hayatımızı tanımlamak için birtakım tarif ...