İ.Ö. 401 yılının bir sonbahar gününde, on binden fazla Yunan askeri karlı bir dağ duvarının önünde durdu; ardında kaybettikleri bir savaş, önlerinde ise adını bile tam bilmedikleri bir halkın toprakları vardı. Bu kitap, o dağların ardında kalan dünyanın peşine düşüyor — ama kralların savaşlarını değil, sıradan insanın hayatını anlatıyor. Zagros’un ve Yukarı Dicle’nin sarp yükseltilerinde bir çoban sürüsünü nasıl güttü, bir kadın tezgâhında neyi dokudu, bir aile ölüsünü hangi inançla uğurladı? Ks ...