Eserimiz, Osmanlı ve Türk toplumunda dinin yalnızca inançla sınırlı kalmadığını, gündelik hayatın her alanına yayılan düzenleyici bir yapı oluşturduğunu anlatmaktadır. Bu yapının merkezinde, imamlar, müezzinler ve benzeri din görevlilerinin ayrıcalıklı bir ruhban sınıfı değil, toplumun içinde yaşayan ve dinî görevlerini günlük hayatla iç içe sürdüren kişiler olması yer alır. Buna karşılık ulema, dinî bilgiyi hukuk alanında yorumlayan ve uygulayan daha örgütlü bir yapı olarak öne çıkar; böylece d ...