Bazen karanlıktan aydınlığa giden yolda, insan ilkin kendi gölgesinin içinden geçmek zorunda kalır.
Marsilya için bu yol, kanla çizilmiş bir kaderden başka bir şey değildi.
İhanetin izi sokak lambalarına bile sinmişken, adalet artık mahkeme salonlarında değil; gecenin
sessizliğini yaran tek bir kurşunda aranıyordu.
Şehir konuşuyor, isimler fısıldanıyor, herkes aynı soruyu tekrar ediyordu:
“Bir insanı intikama bu kadar yaklaştıran şey ne olabilir?”
Dostluğun ihanetle ...