Son derece çalkantılı, sancılı ve belirsizliklerle dolu dönemin tam ortasında, Doğu ile Batı arasında adeta mekik dokuyan, fikirleri ve eylemleriyle coğrafyaları peşinden sürükleyen sıra dışı bir şahsiyet öne çıkmıştır: Cemaleddin Afganî. Afganî, geleneksel ulema kalıplarına ya da sırf fildişi kulelerde üretilen felsefi ekollere sığmayan, hayatı boyunca Hindistan’dan Mısır’a, İran’dan Osmanlı payitahtı İstanbul’a, Paris’ten Londra’ya kadar uzanan geniş bir hat üzerinde fikri ve siyasi mücadele y ...