“Bir kez daha söylüyorum: Konstantinopolis er ya da geç bizim olacaktır.”
Dostoyevski, 1877–78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında kaleme aldığı yazılarda İstanbul’u yalnızca bir şehir olarak değil, Tanrı’nın tarihsel planının merkezinde duran metafizik bir kavşak olarak gördü. Ona göre Konstantinopolis, Ortodoksluğun yeniden doğuşu ve Rusya’nın ilahi misyonunun tamamlanacağı yerdi.
Bu kitap, “Bir Yazarın Günlüğü”nden seçilmiş metinlerle Dostoyevski’nin Doğu’ya, dine ve insana bak ...